Sportistan
Sportistan.com'u otomatik takip etmek için Akıllı Telefonunuza RSS beslemesini alın. http://sportistan.com/rssfeed
Sporla ilgili her konuyu FORUM'da tartışabilir, paylaşımda bulunabilirsiniz. http://forum.sportistan.com

Yakından Tanıdığımız bir Futbol Efsanesi; Kralex, yani Alex de Souza

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Yakından Tanıdığımız bir Futbol Efsanesi; Kralex, yani Alex de Souza

Türkiye'ye gelmiş en iyi yabancılardan biri idi. Kaliteli futbolunun yanında, sportmenliği ve saygılı tutumu ile ezeli rakiplerin de beğenisini kazanan Fenerbahçe kaptanı heykeli dikilen oyunculardan biri oldu.

ÇOCUKLUK YILLARI

Alex, 14 Eylül 1977 tarihinde Brezilya'daki Paraná eyaletinin başkenti Curitiba'da dünyaya geldi. Doğumundan bir hafta önce ülkede büyük bir coşkuyla kutlanan Bağımsızlık Günü'nün heyecanı bitmeden, Souza ailesi bir mutluluğu daha dünyaya gözlerini yeni açan oğulları ile yaşadı.

Brezilya'nın güneyinde Parana eyaletinin başkenti olan Coritiba'da dünyaya gelen minik Alexandro'nun hayatı da yaşıtları, kendisinden büyük vatandaşları, ya da kendisinden sonra doğanlardan çok farklı değildi. Uzun ve muhteşem güzellikteki Brezilya sahillerinde diğer tüm akranları gibi kum ve top, gün içinde uykudan sonra Alex'in en fazla vaktini alan iki candan arkadaşıydı.

Alex, birçok arkadaşı gibi doğduğu yer olan Coritiba'nın alt yapısında profesyonelliğe gidecek yolda ilk adımlarını atmaya başladı. Ve kader, onu yıldız kategorisine yükseltecek olan ilk önemli fırsatı 9 yaşında önüne çıkarttı. Alex'in mahalledeki en iyi arkadaşı Silvio, ona Coritiba'nın alt yapısında birlikte oynayabileceklerini söyledi. Artık Alex'in gözü hiç birşey görmüyordu. Ancak otoriter bir kişi olan babası Adenir, oğlunun futbol oynamasına izin vermiyordu. Onu okutmak ve iyi bir meslek sahibi yapmak amacındaydı. Alex'in futbolcu olma fikrini babasına kabul ettirebilmesi için ona çok iyi bir futbolcu olduğunu ispatlaması gerekiyordu.

İDOLÜ ZİCO'YDU

Küçük Alex'in daha on yaşında sokak aralarında top koştururken kurduğu bir hayal vardı. O yılların Brezilya'daki efsane oyuncusu Zico, küçük Alex'in hayallerini süsleyen bir yıldızdı. Alex, çocukluğunu anlatırken "Zico beni futbola bağlayan en büyük etkendi, onun gibi olmak, ona benzemek ne büyük gururdu, hep bunları düşünüyordum, Zico gibi bir efsane olamasam da ona yakın bir oyuncu olmaktı idealim" diye konuşuyor.

İLK KEŞFEDİLME

Alex yeteneğini gösterme yolunda pek çok zorlukla karşılaştı. Çünkü Coritiba'nın futbolcu adayları çok fazlaydı. Seçmelerde, üstün yeteneklerini ancak 10 dakikalık bir süre içinde göstermesi gerekiyordu. İlk hocası "Profesör" lakaplı bir teknik direktördü. Alex'in yeteneklerini ilk keşfeden de o oldu. Profesör, Alex ile özel olarak ilgilenilmesi gerektiğininin ve antremanları hiç aksatmamasının şart olduğunun farkındaydı. Ama baba baskısı nedeniyle Alex idmanlara ancak gizlice geliyor, bazen de çalışmaları kaçırıyordu. Bunun üzerine devreye giren Profesör, bir gün Alex'in evine giderek babasıyla özel olarak görüştü ve kendisine oğlunu çok iyi bir futbol kariyerinin beklediğini, dünya çapında bir oyuncu olabileceğini söyledi. Alex'e destek olmasını istedi. Profesör'e göre Alex, byüük bir yetenek ve işlenmemiş bir cevherdi. Bu sözler Sambacının babasını yumuşattı ve gereken izin çıktı.

FUTBOL KARİYERİ

Profesyonel futbol kariyerine 1995 yılında Brezilya Série A takımlarından Coritiba'da başladı. 2 sene boyunca burada forma giyen Alex, kariyerini 1997 yılından itibaren aynı ligin takımlarından olan Palmeiras'ta devam ettirdi. Brezilya Millî Takımındaki ilk maçını 23 Eylül 1998 yılında Yugoslavya'ya karşı oynadı. 2000 ile 2001 yılları arasında önce Flamengo, sonra Cruzeiro takımlarına gittikten sonra tekrar Palmeiras'a döndü. 2001 yılının Temmuz ayında Parma'ya 8 milyon € karşılığında transfer oldu. Burada 5 maç oynadı, takımına ısınmakta zorluk çekti ve Cruzeiro'ya geri döndü. 20 Haziran 2004 tarihinde 5 milyon € karşılığında Fenerbahçe'ye transfer oldu.

Fenerbahçe'de geçirdiği 8 yılda 3 Süper Lig Şampiyonluğu, 1 Türkiye Kupası, 2 Süper Kupa sevinci yaşayan Alex, 2 kez de gol kralı oldu. 2007-2008 sezonu Şampiyonlar Ligi asist kralı olan Alex, Türkiye Ligi'nde 100'ler kulübü, Asist Krallıkları vs. gibi birçok kişisel başarıya sahip oldu. 2012 yılında futbola başladığı Coritiba takımına geri döndü. 19 Şubat 2014 tarihinde, 1000.maçına çıktı. 3 Ağustos 2014 tarihinde, Aralık ayında Bahia ile oynanacak son lig maçının ardından futbolu bıraktı.

TÜRKİYE'YE GELMEDEN ÖNCE

Alex, Türkiye’ye gelmeden iki sene önce bir Avrupa macerası yaşamış, fakat gerekli şansı bulmadığı için ülkesine dönerek bir süre daha Brezilya'da oynamıştır. Fenerbahçe'ye geldiği sezonun sonunda ise, Brezilya Liginin "En Değerli Oyuncusu" seçilmişti. Bilinenin aksine, Alex Avrupa'da başarısız bir sezonun ardından değil, Brezilya Liginin en değerli oyuncusu olarak Fenerbahçe'ye transfer olmuştur.

SAMBA BAŞLIYOR

Tangocu Ortega transferinin hüsranla sonuçlanmasından sonra aynı coğrafyadan Alex transferi ilk başlarda akıllarda soru işareti olsa da, kısa bir süre sonra tüm eleştirilere sahada gereken cevabı vermeye başlar sambacı. Sert, darbeye dayanan, ikili mücadelelerin yoğun yaşandığı ligimize uyum sürecini atlatan Alex, farkını ortaya koydukça üzerindeki baskı azalmaya başlar. Alex'in kısa sürede yaptığı etki, beraberinde, başta Brezilyalı olmak üzere Güney Amerikalı futbolcuların transferi ile pekişmiş, ligde ve Avrupa'da başarılar gelmiştir. Latin Amerika kültürünün takıma etkisi, efsane futbolcu Zico'nun teknik direktörlüğe gelmesiyle zirveye ulaşmıştır.

ALEX'İ TANIYINCA

Alex de Souza hakkında bu kadarını yazıp bırakmak tabii ki yakışık almaz. Çünkü Alex, taraflı tarafsız, yediden yetmişe gönüllerde taht kurmuş bir yıldızdı. Sayıların ve istatistiklerin arasına sıkıştıralacak bir futbolcu olmadı hiçbir zaman. Karakterini yaptığı işle harmanlayıp, oynadığı futbolla ağızlarda İsviçre çikolatası tadı bırakan bir fenomendi. Brezilya topraklarının bu işin harman yeri olduğunun en güzel örneği oldu senelerce sahada yaptıklarıyla.

Attığı goller, verdiği paslar, yaptığı asistler bir kenara, onu kendi ailemizin bir bireyi olarak gördük bizler. Evden işe, işten eve tabirinin sanki onun için söylendiğine inandık Alex'i tanıdıktan sonra. Komplekslerimizden arınır olduk "Koca Alex"'in komplekssiz olduğunu anlayınca. Ailemize, eşimize, çocuklarımıza daha bir bağlandık her fırsatta, o ve ailesini bir arada görmeye başladıkça.

Formayı dışarı çıkartmanın, yakasını havaya kaldırmanın bir halt olduğunu düşünen biz Beckham vari genç oyuncular, bir memur edasıyla giniyip çıktık sahalara, onu izlemeye başladıkça. Hakemle, rakiple daha az münakaşa eder olduk bir süre sonra. Doğru yerde doğru zamanda olmanın, hayatta ne kadar da önemli olduğunu fark ettik, o attığı golleri zekasıyla birleştirdiğinde. Gözümüzde rakibimizi büyütmemeyi öğrendik dünya devlerine tek başına kafa tuttuğunda. Ve heykeli dikilip veda ettiğinde anladık bizlere ne kadar emek verdiğini, bizi aslında uzaktan da sevdiğini.

Alex, kariyerinde Kulüp takımları ile 917 maça çıktı. Bu maçlarda 378 gol atıp 264 de asist yaptı. Milli maçlarda, tüm kategorilerde toplamda 73 maç oynadı, 22 gol kaydetti. Toplamda 990 (917 Kulüp + 73 Milli Takım) resmi maç oynayan Alex, bu maçlarda 400 gol (378 Kulüp + 22 Milli Takım) attı. Alex'in maç başına gol ortalması 0.4 dir.

HOBİLERİ VE SEVDİKLERİ

  • Sevdiği müzik: Samba.. Saatlerce Bethcarmalho ve Zeco Pagodinho dinler.
  • Sevdiği artistler: Antonio Faguntes, Arlete Sales
  • Tv'de favorileri: Futbol ve dizi filmler
  • Parfümü: Calvin Clein
  • En sevdiği yemek: Siyah fasülye, balık, et yemekleri, İstanbul'a geldikten sonra döner..
  • Arabası: Chrysler
  • Beğendiği Film: Macera ve doğa ile ilgili filmler
  • Hobileri: Salon futbolu eğlenceli geldiği için oynamayı sever. NBA maçlarını izler. Jason Kidd hayranı.
  • Batıl inancı: 10 numaranın uğuruna inanır, sahaya sağ ayakla çıkar.
5648 kere okundu

futbol yazıları için tıklayınız

Bahadır Karababa

1986 yılında futbolcu bir babanın oğlu olarak İstanbul’da dünyaya geldi, Beykoz Fevzi Çakmak  Lisesi, Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi Spor ve Yüksek okulu mezunu.

1998 yılından bu yana faal futbol yaşantısını devam ettiriyor.

Futbolda psikolojik desteğin önemi ve mentörlük üzerine yazılar yazıyor.




b-karababa@hotmail.com

yazarın diğer yazıları için tıklayın

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

Spor ve Sporcu
İyi bir sporcu olmak için geç mi kaldım?

İyi bir sporcu olmak için geç mi kaldım?

Futbol, Voleybol, Basketbol, Tenis ve benzeri birçok spor dalı ile bir şekilde uğraşıyoruz fakat bir yandan zamanımız akıp gidiyor... Acaba geç mi kalıyoruz, tren kaçtı mı?

Sedanter insanlarda beslenme

Sedanter insanlarda beslenme

Aktivite tiplerine göre sınıflandırılmış insan gruplarından ilki olan Sedanter, yani spor yapmayan, durağan yaşayan insanlar için beslenme rejimi nasıl olmalıdır?

Aklımda Deli Sorular aklımda deli sorular

Kaleci Son Anda Kurtardı

Kaleci Son Anda Kurtardı

Sunucu pozisyonda heyecanla haykırır; "Nefis bir şut, kaleci son anda kurtardı. Son anda" Peki gerçekten öyle mi?

Sporculardan İnciler sporculardan inciler

İtalya Milli Takımında oynamaktan daha da güzel bir şey varsa, o da Pirlo gibi bir sihirbazla aynı takımda oynamaktır.

Mario Balotelli