Sportistan
Sportistan.com'u otomatik takip etmek için Akıllı Telefonunuza RSS beslemesini alın. http://sportistan.com/rssfeed
Sporla ilgili her konuyu FORUM'da tartışabilir, paylaşımda bulunabilirsiniz. http://forum.sportistan.com

İyi bir sporcu olmak için geç mi kaldım?

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
İyi bir sporcu olmak için geç mi kaldım?

Futbol, Voleybol, Basketbol, Tenis ve benzeri birçok spor dalı ile bir şekilde uğraşıyoruz fakat bir yandan zamanımız akıp gidiyor... Acaba geç mi kalıyoruz, tren kaçtı mı?

Sevgili arkadaşlar öncelikle hiçbirşey için asla geç değildir. Asıl mesele hedefi koyabilmektir. Motivasyon kitaplarından fırlamış çeşitli sözcükler ile sizleri etkisi 5 dk sürecek motivasyon sözleriyle oyalayıp bir 5 dakikanızı daha çalmak istemem. Zaten bu yazıyı bir şekilde okuduğunuza göre aklınızın bir köşesinde kendinize itiraf edebildiğiniz, ama belki de dışarıda konuşurken asla dile getiremediğiniz bazı hedefleriniz ve hayalleriniz var.

Ben, insanların hayal güçleri kadar var olabildiğine inananlardanım. Bir hayalim var ve onu gerçekleştireceğim diyorsanız eğer, öncelikle bu hayalinize ya da hedefinize ulaşabilmek için yapacağınız şeylerin listesini çıkarmalısınız. Yani ihtiyacınız olan ilk şey PLANLAMA!

Planlamanız gerçekçi olmalı. Yani bu yıl 2.amatör küme de bir futbolcuyum, bir dahaki sezon Fenerbahçe forması ile maçlara çıkacağım şeklinde bir hedef ve planlama sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Dolayısıyla gerçekçi planlama yapabilmek ve günün şartlarına göre planlarınızı revize edebilmek önemlidir. Yukarıya çıkma yolunda sizlere atacağınız her küçük adımın bir yer olduğunu ve hedefiniz Süper Lig'de görev yapan bir futbolcu olmak ise buna adım adım, her yeni gün biraz daha yaklaşarak ulaşmanız gerektiğini söyleyeceğim.

Yani 2.amatör küme futbolcusu iseniz hedefiniz bir sonraki sene 1.amatör küme veya süper amatör küme futbolcusu olabilmek olmalıdır. Bunun için vazgeçilemez bir sportif disipline ihtiyacınız olacak. Hedefinize ulaşabilmek için karşınıza çıkacak bütün engelleri yenecek iradeniz olmalıdır. Kendinizi iyi tanımalı ve zayıf yönlerinizi maskelemeyi iyi öğrenmelisiniz.

Örneğin Fenerbahçe'nin efsanelerinden Alex de Souza'nın dripling yapabilme yeteneği bir kanat oyuncusuna göre daha az fakat yaratıcılığı ve son vuruş becerileri sahadaki tüm oyunculardan daha fazlaydı. O, sürekli iyi yönlerini futbol sahasına yansıtarak efsane oldu. Alex'i çok fazla uzun metrelerde driplingler yapıp adeta Ronaldo gibi rakiplerinin üzerine üzerine top sürerken gördüğümü hatırlamıyorum. Yapabileceklerini ve yapamayacaklarını çok iyi biliyordu. Siz de çok iyi bilmelisiniz.

İşe önce kendinizi tanımaktan başlamalısınız. İyi bir sporcu olmanın anahtarı kendini tanımaktan geçer. Tanıma, hedef ve planlama basamaklarını iyi oturtun ve bir strateji sahibi olun. Aklınızı, daima oyununuzu geliştirebilmek için kullanın ve hayat boyu öğrenim felsefesine inanın.Yaptığınız her antrenman ve her maçta kendinizi geliştirme fırsatlarını iyi değerlendirmeye çalışın.

Gerçekten geç kalmadınız. Sadece, evinizde uyumak için diğer oyunculardan daha az zamanınız var. Ve onlar 1 birim çalışıyorlarken siz daha fazla çalışmak zorundasınız. Şimdi, yukarıda yazdığım gerçekleri kabullenin ya da vazgeçin. Size hiçbir şey için geç olmadığını söylüyorum. Çünkü gerçekten buna inanıyorum.

Sizler için İnternette araştırma yaparken, günümüzdeki futbol efsanelerinden birisinin hikayesini buldum. Miroslav Klose!

Onun futbol yaşantısından ilham alın ve hiçbir şey için geç olmadığını siz de kabullenin. Şimdi sizleri bu keyifli hikaye ile baş başa bırakıyorum.

(yazımın devamında okuyacağınız hikaye http://www.agos.com.tr/bazilarinin-kaderidir-gec-baslamak-miroslav-klose-7382.html internet adresinden alınmıştır.)

Bazılarının kaderidir geç başlamak: Miroslav Klose

22 yaşına kadar amatör liglerde mücadele etmiş, şimdilerde ise Dünya Kupası'nda iki gol daha atarsa ismini altın harflerle futbol tarihine yazdıracak olan Almanya milli takımı oyuncusu Miroslav Klose'nin başarı mücadelesini Orhan Uluca yazdı.

Mario Götze, 22 yaşında 110 kez Almanya’nın en üst seviye liginde forma giyip 29 gol atarken, 35 milyon euro karşılığı Almanya'nın bir büyüğünden en büyüğüne transfer olma başarısı göstermişti. Tüm alt yaş takımlarından aldığı davete iştirak ederken henüz 18'ine varmadan 10 farklı teknik adamın bilgi ve birikimini aktardığı oyuncu, nihayetinde 22 yaşını doldurmadan 30 kez A milli formayı giyip filelere 12 gol bırakarak önümüzdeki Dünya Kupası'nın Almanya adına yıldızı olarak adından bahsettirmeye devam ediyor.

Almanların bu titiz çalışmasına kariyer hikayesi ile yol açan Miroslav Klose ise 22 yaşında sırtına geçirdiği Kaiserslautern efsanesi Olaf Marchall formasıyla bir kez bile dahil olamadığı A takımın antrenmanını taraftarlara ayrılan bölümden izliyordu. 21 yaşında amatör takımda oynayan yetenekli, azimli, çelimsiz genç bir adam ikinci ligden takımı çıkardığı yıl şampiyon yapan efsane teknik adam Otto Rehhagel ile konuşmak için idmanın bitmesini bekliyordu. Sırtında idolü olan Olaf Marchall forması, geçmişinde bir dizi hayal kırıklığı, önünde ise hayallerine ulaşmak için belki de son şansı..

Her şeyi yapmış ama olmamıştı. Bir türlü başaramamıştı. Bir kez Almanların alt yaş milli takımlarından davet almış, heyecanlanmış ama daha ilk günün sonunda yanına gelen Alman yetkilisi ailesinin ayrılıp ayrılmadığını sormuş zira eğer gitmemişlerse bu çelimsiz çocuğu da alıp gidebilirlermiş. Profesyonel olamadığı gibi alt yaş milli takımlarında dahi forma giyemeden amatör liglerde geçirmek zorunda kaldı 20 yaşını.

Futbola başladığı SG Blaubach-Diedelkopf takımıyla 7.ligde top koştururken 20 yaşında bölgesel ligde oynayan Homburg'dan gelen transfer teklifi umutlarını yeşertse de finansal kriz içerisinde olan Homburg'un beşinci ligde oynayan ikinci takımına yer doldurmak için transfer olduğunu zamanla anlayacaktı. Bir yıl sonra Kaiserlautern bu çelimsiz yeteneği amatör takımına transfer edince Polonya doğumlu Fransa'dan göç etmiş oyuncu kendi şansını yaratmaya karar verir. Yaş 21'i de geçince amatör takımda geçirdiği her gün futboldan kopma noktasına getiriyordu onu. İdman sonrası Otto Rehhagel'in yanına gidip "Acaba bir kez olsun A Takım ile idman yapma şansım var mı?" diye sorunca başlar tüm zamanların Almanya adına en çok gol atan oyuncusunun masalsı hikayesi.

Almanya'yı değiştiren kariyer

Miroslav Klose 22 yaşında henüz profesyonel sözleşme dahi imzalamamıştı. 2000’li yılların başında yeniden yapılanmaya giden Almanya'nın "Nerede hata yapıyoruz?" sorusuna en güzel cevap Miroslav Klose'nin hikayesi oldu. Panzerlerin futbol tarihinin en fazla golünü atan oyuncunun parladığı ve milli takımdan davet alıp 2002 yılında gösterdiği performansla dikkatleri üzerine çeken yeteneğin bu yaşa kadar keşfedilmemiş olması, var olan futbol sisteminin yetersizliğinin kanıtı gibiydi.

Almanya'nın her bölgesine kontrol noktası noktası oluşturularak 366 keşif noktası belirlendi. “Başka Kloseler de olabilir” korkusu altında devam etti çalışmalar. Kulüplere akademi kurma zorunluluğundan oluşturulan performans merkezlerine kadar bir dizi yenilik sonrası Götze, Draxler, Meyer gibi genç yeteneklerin milli heyecanı 20 yaşına basmadan başladı.

Miroslav Klose ise, 22 yaşında atıldığı futbol dünyasına azmi ve çalışkanlığıyla yol alırken ne Bayern Münih'te yedek kaldığında ne de o 22 yaşına kadar ona şans verilmemesine bir kez olsun isyan bile etmeden çok çalışarak önündeki engelleri aşıp kimsenin ulaşamayacağı bir noktaya geldi.

Bugün olgunluk dönemine erişen Almanya milli takımının kurulmasında, 2000 ve 2004 Avrupa Şampiyonası başarısızlıkları olduğu kadar Miroslav Klose'nin bireysel başarısı da etkili.

1978 yılının Haziran ayında futbolcu bir baba ile milli hentbolcü bir annenin evladı olarak dünyaya gelen "Mirek" sporcu ailenin genlerini taşımasının ekmeğini bir ömür yiyecekti belki ama çocukluğunda değil. Baba Josef'in Auxerre'den aldığı teklif sonucu Fransa'ya göç eden aile Josef Klose'nin futboldan emekli olmasının ardından bir yıl daha Polonya'da yaşayıp ardından tası tarağı toplayıp Almanya'ya doğru zorlu bir yolculuğa çıkacaklardı. Oynadığı takımla üç kez şampiyon olup, 82 kez Polonya milli takımının formasını giyen hentbolcü anne Barbara Jez'in evlere temizliğe gideceği, eski futbolcu Josef Klose'nin ise torna işçisi olarak çalışacağı yeni dönemde dil bilmediği için dördüncü sınıftan ikinci sınıfa düşürülen Miroslav Klose de payını alacaktı göçmen olarak başladığı yeni yaşamın ağırlığından. Sıradan olmayan çocukluk günlerini anarken zorluklarından ziyade Polonya'da göremediği arabaları ailesiyle beraber vitrinden izlemek için çarşı pazar gezmenin mutluluğunu anlatması onun karakterine ilişkin en güzel ayrıntı.

İsyan etme, çalış

Almanların saha içi güçlü liderlerinden olan Michael Ballack, uzun süre Leverkusen'de beraber forma giydiği Bernd Schneider'in Löw tarafından tek bir anda kadronun dışına itilmesine isyan bayrağı açtığı günlerde oyuncuya saygı beklerken bu konumda olan benzer oyuncuların başında gelen Miroslav Klose'den de destek istercesine saygı duyulması gereken oyuncular listesinin başına onun ismini yazıyordu her defasında.

Yaşamı boyunca sayısız zorlukla karşılaşmasına rağmen tek bir gün olsun isyan etmemiş olan Miroslav Klose'nin buna cevabı ise kendi yaşamının temel prensibiydi "Eğer yedek kalıyorsa bir futbolcu yapması gereken tek şey daha fazla çalışarak kadroya girmek olmalıdır." Zira Klose bugün elde ettiği her başarısı için kanının son damlasına kadar mücadele etmiş ve konumunu hiçbir zaman herhangi bir noktada kendisine kolaylık sağlaması adına gündeme getirmemiştir.

Genç oyuncular en çok takımda onu sever, zira Klose saygıyı konumuyla değil başardıklarıyla almak için çalışır, herhangi bir futbolcuya üstten bakmayan anlayışıyla herkese yardımcı olma çabası içerisinde gençlerin sevgilisi olmuş bir isimdir.

Bayern Münih'de forma giyemediği zamanlarda, milli takım için en azından ilk 11'de düşünülmüyordu. Oldukça önemli olan Finlandiya maçı öncesi Löw herkesi şaşırtarak takımında kadroya giremeyen Miroslav Klose'ye forma vermesini ise şu şekilde açıklıyordu "Aklımdaki 11'de o yoktu. İdmanlarda öyle bir çalışıyordu ki ona forma vermemeniz mümkün değildi. Klose'yi takıma ben almadım, kendisi girdi."

Klose yaşamı boyunca en zor durumda dahi isyan etmemiş, her seferinde daha çok çalışarak istediğini alma gayretine girerek örnek bir futbolcu olarak kariyerinin sonuna pek çok başarıyı yakalamış olarak geldi.

Ben sporcunun..

Oynadığı 26 maçta 25 gol atıp 14 asist yaparak kariyerinin zirvesinde olduğu dönemde Werder Bremen formasıyla Armina Bielefeld'a karşı yine ilk 11'de sahaya çıkmıştı Miroslav Klose. Henüz golün düşmediği maçın 28.dakikasında kaleci Hain ile karşı karşıya kalır. Hain'i geçmek ister ama kaleci yere yatarak topa dokunur, boşta kalan top Klasnic'e gelse de gol gerçekleşmez ama hakem penaltı noktasını gösterir. Bu duruma itiraz eden Miroslav Klose hakem ile konuşarak kalecinin kendisinden önce topa dokunduğunu belirterek penaltının iptal edilmesini ister. Şampiyonlar Ligi bileti için oldukça kritik bir müsabakada kendi taraftarına rağmen böyle bir kararı hakeme aldırarak belki kısa bir süre taraftarların ıslıklarına maruz kalır ama bir ömür anlatılacak olan hikayenin de kahramanı olur.

Lazio forması ile oynadığı Napoli maçında gelen ortaya refleksif bir şekilde elle dokunarak golü atmasının ardından oyuncuların ağır itirazı sonucu hakem Miroslav Klose'ye durumu sorar. "Elle attım" cevabı karşısında golü iptal eden hakem ve Napolili oyuncular ise Klose'yi tebrik eder. Attığı her golden sonra elinin iki parmağını geriye çekerek üç isareti ile ikiz bebeklerini ve eşini onore eden Alman golcünün bu gibi durumlarda doğru davranma itkisi ise televizyon başında onu izleyen çocuklara bu güzel oyunun vereceği mesaj olduğunu belirtir. "Bizi izleyen çocukların eğitimine katkı yapma" amacı güder. İlerleyen zamanda teknik direktör olmayı düşünmüyor ama çocukların eğitiminde rol alacağı herhangi bir projede yer almak istediğini de sıklıkla dile getiren oyuncu sahanın dışında da örnek bir rol model olduğu için Lazio tarafından bırakılmak istenmiyor. 33 yaşında gittiği yurt dışı macerasında pek de az olmayan gollerinden ziyade konumuna aldırmaksızın herkesi kendisiyle eşit görerek örnek bir futbolcu tipolojisiyle şaşırtır, damga vurur İtalyan ligine..

Rehhagel sonrası

A takım ile idmanlara çıkan Klose'nin top tekniği, kombinasyon futboluna yatkınlığı ve üst düzey saha görüşünü gözeterek onu orta sahada oynatan Rehhagel, 1978 doğumlu oyuncuya ilk kez 2000 yılının Nisan ayında forma verir. Yeni sezonun ilk haftalarında takımın başına geçen yeni teknik direktör Andreas Brehme ve Reinhard Stumf ikilisi ise Lokvenc ile onu hücumda buluşturarak milli takıma giden yolu açar.

2002 Dünya Kupası'nda attığı 5 kafa golü sonrası Dünya Kupası tarihine "turnuvada en fazla kafa golü atan futbolcu" olarak adını yazdırırken tarzını da belirlemişti. 1.82 boyuna rağmen sıçrama yeteneği ve zamanlama becerisi nedeniyle pek çok golü kafayla atması kafaları karıştırdı. "Yerden zayıf" eleştirilerinin ne kadar yersiz olduğunu ise Bremen'e gittikten sonra uzun süre kafa golü atmadan golleri sıralayarak ilerledi.

Aslında Kaiserslautern dönemi içerisinde eksiklikleri vardı şüphesiz ve fakat çalışarak her şeyi başarabileceğine inanan adam teknik direktörlerin söylediklerini sahada pratize etmek için var gücünle çalışarak gelen bütün eleştirileri bir süre sonra anlamsız kılacak şekilde ilerledi. Beş milyona gittiği Bremen'de Thomas Schaaf ile kariyerinin zirvesine ulaşırken Bayern Münih'e 30 yaşına ramak kala çift haneli milyon euro bonservis kazandırarak gitmeyi başardı. Bayern Münih'te geçirdiği üç yıl içerisinde iki kez "duble" yaparak şampiyonluğu ve DFB Kupası'nı aynı sezon içerisinde kaldırdı.

33 yaşında gittiği Lazio'da ise Roma derbisinde attığı iki gol sonrası ayaklarını öpmek isteyen taraftarların futbol tutkusu karşısında şaşırsa da uyum sorunu yaşamadan gollerini atmaya devam etti. Attığı gollerden ziyade antrenmanlardaki kaprissiz tutumu ve çalışkanlığıyla İtalyanları büyüleyen oyuncu 36 yaşında atacağı gollerden ziyade arkasından gelen oyunculara rol model olması için elde tutulmaya çalışılıyor.

Klose'nin rekorları

Miroslav Klose 132 kez milli formayı sırtına geçirerek Almanya'nın 2014 kadrosu içerisinde en fazla milli olmuş futbolcu. Öte yandan tüm zamanların en fazla milli olmuş oyuncuları arasında da 150 kez milli formayı giyen Lothar Matthaeus'un hemen arkasında yer alıyor.

Ermenistan karşısında attığı golle 69 gole ulaşan Klose tüm zamanların en golcü ismi Gerd Müller'i geçerek adını Alman futbol tarihinin en golcü ismi olarak zirveye yazdırdı. Aynı zamanda dünya üzerinde Ali Daei (109), Ferenc Puskas (84) , Pele (77) ve Sandor Kocsis (75) gibi oyuncuların ardından milli takımla en fazla gol atan 5. isim olmayı başardı. 2002 yılında attığı 5 kafa golü turnuvada atılmış en fazla kafa golü olarak kayıtlara geçti.

Geçmiş 3 Dünya Kupası'nda 14 gol atarak tüm zamanların en golcü ismi olan Ronaldo'nun bir gol gerisinde Gerd Müller ile beraber ikinci sırayı paylaşıyor. Brezilya'da gerçekleşecek olan turnuvada iki gol daha atarsa ismini tek başına Dünya Kupası tarihinin en golcü ismi olarak zirveye yazdıracak olan Klose'nin emekli olmadan önce gözüne kestirdiği son hedefi.

Yaşıtlarının dördüncü sınıfa gittiği yerde o ikinci sınıftan başlamak zorunda kalınca bunu kaderi olarak gördü. 22 yaşında A takıma yükselmesine rağmen bugüne kadar kırdığı rekorlar sonrası herkesin aklında olan soru onun da kafasını kurcalıyor. Çok daha erken keşfedilseydi bugün her şey nasıl olurdu? Diğerleri gibi yurtlarda kalmamış, doğru düzgün bir eğitimden geçmemiş, 22 yaşına kadar amatör liglerde mücadele etmiş bir oyuncu Almanya futbol tarihinin pek çok noktasında zirvesine yerleşmeyi başardı.

Yazıdaki en önemli yer bence Löw'ün söyledikleridir.

Takıma onu ben almadım, kendisi girdi...

    18014 kere okundu

    futbol yazıları için tıklayınız

    Alper Yaydan

     1989 İstanbul doğumlu, İstanbul Çengelköy Lisesi, Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi Spor ve Yüksekokulu Antrenörlük bölümü Futbol branş mezunu;

    Futbol antrenörlüğü, bireysel koçluk ve yazarlık yapıyor.

    Futbol ve antrenman bilimleri ve performans sporu kavramı üzerine çalışmalar yapıyor.






    alperyaydan@gmail.com

    yazarın diğer yazıları için tıklayın

    Bu Kategorideki Diğer Yazılar

    Spor ve Sporcu
    TFF Gençlik Geliştirme programı nedir?

    TFF Gençlik Geliştirme programı nedir?

    TFF, Türk futboluna bir vizyon ve bir sistem kazandırmak üzere Gençlik Geliştirme Programını uygulamaya koymuştur.

    Futbolda zorlanmaya bağlı sakatlıklardan korunmak

    Futbolda zorlanmaya bağlı sakatlıklardan korunmak

    Zorlanmaya bağlı sakatlıklar sizlerin de bildiği gibi futbolcunun hayatını, kariyerini hatta futbolculuk seviyesini etkileyen ve belirleyen konuların başında gelmektedir. Çünkü zorlanmaya bağlı sakatlıklar darbeye bağlı sakatlıklar gibi ufak lezyonlardan oluşmazlar.

    Aklımda Deli Sorular aklımda deli sorular

    Kaleci Son Anda Kurtardı

    Kaleci Son Anda Kurtardı

    Sunucu pozisyonda heyecanla haykırır; "Nefis bir şut, kaleci son anda kurtardı. Son anda" Peki gerçekten öyle mi?

    Sporculardan İnciler sporculardan inciler

    Kobe şut atmak için zıpladığında, tek yapabildiğimiz şutun girmemesi için dua etmek

    Dwyan Wade